|
|
|
|
SEKSİ GÖREV ZANNEDENLER
SEKSİ GÖREV ZANNEDENLER
 418 kez görülmüş
Kimilerine göre seks, ihtiyaç…
Kimilerine göre, olsa da olur, olmasa da!
Kimileri için angarya!
Kimileri için de görev!!!
Aslında seks, bedenin gıdası..
Bedenin kimya formülünün tamamlayıcısı.
Sinirleri teskin eden en etkili ilaç!
Kan dolaşımını hızlandıran...
Dolayısıyla cildi güzelleştiren..
Üstelik iki kişi arasında
etkili bir ara bulucu.
Daha ne yapsın? Daha ne olsun?
Zavallı, “o”, elinden geleni yapıyor da,
herkes “onun” kıymetini bilmiyor.
Hemcinslerimin çoğunlukla baş vurduğu
“Baş ağrısı” mazeretinin artık suyu çıktı!
Erkekler bu mazereti yemiyorlar,
yemiş görünüyorlar.
Ya da önceleri “ağrının“ gerçek olduğunu sanıp,
sonradan baş ağrıları çoğalıp durdukça,
artık yemiyorlar, hatta başlıyorlar
“başı ağrımayan” birilerini aramaya!!!
O zaman, “başı ağrıyanlar”ın antenleri
hemen dikiliveriyor, harekete geçiyor
ve arkasından iz sürmeler başlıyor!
“Başı ağrımayanlar”dan nefret edilip
tüm beddualar onların üzerine yollanıyor!
Ama hatun demiyor ki:
“Be hey kadın! Kocan/erkeğin/sevgilin seni isterken
palavradan “baş ağrılarını” kim uydurdu???
Senin aklın o zamanlar nerelerdeydi?”
Seks yapmak sana genelde “angarya” gibi geldi.
Kocan/sevgilin/erkeğin sana sarıldığında,
irkildin ama heyecandan değil.
“Ay şimdi kim uğraşacak” diyerek!!!
“Başım ağrıyor” diyerek!!!
Bazen de; “Şimdi yorgunum” mazeretini öne sürdün!
O da gitti “yorgun” olmayan,
“başı ağrımayan” birini aradı, buldu!
Sen de ancak ondan sonra kendine gelip silkelendin ama
kabahati kendinde aramayı akıl etmedin!
Sık sık öne sürdüğün “baş ağrısı” mazeretlerini
aklına bile getirmedin.
Başka nedenler arayıp durdun!
Üzüldün, kendini yedin, bitirdin!
Oysa, kocan/erkeğin/sevgilin sana dokunduğunda,
senin gizleyip durduğun, kalın giysilerinin,
kalın geceliklerinin, iç gıcıklamayan
iç çamaşırlarının altına gizlediğin bedenine sarıldığında,
sen de dönüp onu kucaklamadın.
Ona dokunmadın, öpmedin..
Ellerini, parmaklarını onun bedeninde dolaştırmadın.
Dönüp kıçını “başım ağrıyor” deyiverdin!
Kusura bakma arkadaş!
Sonuçtan sorumlusun!
Şimdi... Şimdi gelelim meselenin diğer yüzüne
O ilk gece var ya, o ilk gece!
Hani o ille de
“çok başarılı olunması gerektiği düşünülen o ilk gece”!
Belki de bedenin, ilk kez
yabancı bir bedenin en gizli yerleri ile buluşurken,
karşındaki sana anlayışlı davranmadı.
“İlle de”ler... “hemen şimdi”ler seni ürküttü belki de...
Kimbilir... belki de, o ilk tanıştığınız günlerdeki gibi
kilosuna, giyimine-kuşamına bakmıyordu.
Belki de o tenine çok yakışan mis gibi kokuyu
artık kullanma zahmetine bile katlanmıyordu..
Belki de artık o ilk zamanlarınızda seni alıştırdığı
o tatlı sözleri tekrarlamıyordu....
Seni sevdiğini eskisi gibi söylemiyor,
bunu sana hissettirmiyordu belki de...
Sen de gitgide ondan kopuyordun...
Ona kızdığın için, kendini ona vermeyerek
onu “cezalandırmak” istiyordun.
Bu “cezalandırma” sonunda
sende alışkanlık yaptı belki de!
Bir süre sonra da seks yapmayı
“angarya” gibi görmeye başladın!
Sanırım, zaman içinde,
bedenlerinizin buluşması
“ara-sıra”ya dönüştü.
Bu tek düze birleşmeler sonunda
seks değil “görev” haline geldi. belki de...
Sen de bir süre sonra
“Amaaan! Ne bu yaaa!” deyip,
seks konusunu hayatının içinde
“olmasa da olur” gibi görmeye başladın.
İnsanların bir şeyden kopması,
birbirinden uzaklaşması,.
başını yeni ufuklara döndürmesi,
iki tarafın birbirlerine bağlıyken
bir şeylerden vazgeçmesiyle başlıyor.
Sonra da arkası çorap söküğü gibi çözülüp gidiyor.
Yani bu konuda tek bir suçlu yok.
Şimdi iki tarafa da sesleniyorum:
Seks görev değil arkadaşlar.
Angarya hiç değil.
Onsuz olmaz..
(Tabii tek başına yaşayanlara,
kendilerini seks perhizine
sokmuş olanlara değil sözüm.)
Ona, yani sekse iyi davrandığımız sürece,
onu sevdiğimizle aramıza aldığımız sürece,
uzun yıllar, hatta çok uzun yıllar,
bizimle birlikte oluyor.
Bizi uçuruyor, birleştiriyor, mutlu ediyor.
O zaman ona görev gözüyle bakmak niye???
(tabii seksi hayatlarında bir araç gibi gören,
çıkarları uğruna seksi sadece
görev olarak kullananlara değil sözüm)
***FÜSUN ÖNAL***
|
|