|
|
Ana Sayfa / Erotik Edebiyat / Cinsellik aşkı anlatmanın en iyi yolu
|
|
Cinsellik aşkı anlatmanın en iyi yolu
Cinsellik aşkı anlatmanın en iyi yolu
 1683 kez görülmüş
Almudena Grandes... Nam-ı diğer “Melissa P.’nin fikir annesi”... Çünkü Grandes, yatak odası sırlarını cömertçe ifşa eden Melissa P.’nin esin kaynağı Lulu kitabının yazarı
Yayınlandığı her ülkede olay yaratan Lulu, Okuyan Us yayınları sayesinde Türk okuyucusuyla buluşuyor. Önümüzdeki haftalarda Türkiye’ye gelecek yazar “Ben hep insanlarla iç içe yaşıyorum. Gördüklerimi yazıyorum” diyor. Melissa P.’nin kitapları İtalya ve Amerika’dan sonra en çok Türkiye’de (200 bin) satmıştı.
Almudena Grandes, 1960 yılında Madrid’te doğdu. Tarih ve coğrafya eğitiminin ardından, ilk romanı Lulu ile 29 yaşındayken Sonrisa Vertical Erotik Edebiyat Ödülü’nü aldı ve bir anda uluslararası üne kavuştu. Lulu, 1990 yılında Juan Jose Bigas Luna tarafından filme çekildi. Yazarın toplam altı romanından üçü sinemaya uyarlandı. Grandes, bütün yapıtlarıyla Julian Basteiro ödülüne layık görüldü. Şimdi kitabı Türkçe’ye çevrilen yazar, Türk okuyucusuyla buluşmaya hazırlanıyor.
Yazmaya nasıl başladınız?
Kıskançlıktan, çünkü okuduğum yazarları çok kıskanıyordum. Aslında okumak yazmaktan daha çok hoşuma gidiyor ama okumak için kimse bana para ödemiyor. Edebiyat hep daha fazla yaşamaktır. Daha çok güler, daha çok ağlar, daha çok korkar ve daha çok heyecanlanırsınız. Benim için hayatta en önemli iki kitaptan birisi ilk başta hiç hoşuma gitmeyen büyükannemin hediye ettiği Odisea’nın çocuklar için olan versiyonuydu. Ulises’te tam olarak kendimi buldum, yalnızdım ve Poseidon’un zulmüne katlanmak zorundaydım, bir insanın tanrıların gazabına karşı mücadele etmek zorunda olması bana çok adaletsiz gelmişti. O kadar ölçüsüz gelmiş ki bana Ulises Penelope’ye kavuştuğunda öç almış gibi hissediyordum. Sanırım orada yazar olmaya karar verdim ancak bana takipçisi olacağım bir model gerekliydi ve onu da “Mujercitas” (Kadıncıklar) adlı diğer çocukluk romanımda buldum.
Sonra ilk romanınız Lulu’yu yazdınız...
Biliyor musunuz o kitabı minnet ve sevecenlikle anıyorum, çünkü birçok kitabın yazarına yaşatmayacağı bir şeyi o kitabım bana yaşattı, onunla rüyalarım gerçek oldu. Bazen uzaktan baktığımda, bu kadar sert bir kitabı nasıl yazmışım diye düşünüp sersemlediğim doğru. Bazen de kitabı benim değil, beni kitabın yazdığını bile düşünüyorum. Lulu’yu yazdığımda 28 yaşındaydım, ilk yazdığınız eserden bahsettiğimiz için, mantıklı olarak çok iyi yazmamıştır diye düşünülebiliyor. Ama bence Lulu hâlâ çok iyi bir eser.
Bu kitabın başarısı, profesyonel anlamda yazarlığa başlamanızda etkili oldu mu?
Elbette. Beni gerçek bir yazar yapan kitabım, beni aykırı bir şekilde zorladı çünkü ona ayıracak çok az vaktim vardı. Saatlerce bir yayınevinde çalışıyor ve borçlarımı zar zor ödüyordum. Başarıyla yayınevinde çalışmayı bıraktım. Kendimi televizyon televizyon gezerken buldum.
Siz yazarken zorlanmışsınız, ama Lulu okurları da “sarsan” bir roman...
Oldukça “sert” bir konusu vardı ve bu yüzden ortaya “sert” bir roman çıktı.
Lulu, oldukça pornografik bir roman. Neden böyle bir anlatımı tercih ettiniz?
Çünkü Lulu bir aşk romanı, ama herhangi bir aşkın romanı değil. Romanın kahramanları Pablo ve Lulu arasında yakıcı ve tutkulu bir aşk var. Cinsellik de onların bu yakıcı aşkını anlatmak için iyi bir yoldu.
Lulu’nun okurlarınızın hayatında ne tür tepkilere yol açtığını biliyor musunuz?
Bir defasında bir genç kız elinde Lulu kitabıyla yanıma geldi ve “Lütfen bu kitabı bana ithaf edin” diye yalvarmaya başladı. Romanın baş kahramanın onu anlattığını ve romandaki gibi bir erkek bulana kadar sevgilisiz kalacağını söyledi.
Yazarken özel bir şeye ihtiyaç duyuyor musunuz?
Hayır. Yazmak için hayat ve gerçeklerle hep iç içe olmak gerekir. Ben çok yavaş yazıyorum. Öte yandan kafamdakilerin hepsini bir anda kağıda döküp ondan sonra da üzerinde düzeltmeler yapan türde bir yazar değilim. Bir cümle gerçekten hoşuma gittiği zaman kaleme alıyorum. Bir yerlere gideyim, yalnız başıma kalayım da yazayım anlayışı bana uygun değil. Bunu yapmak için ailemden vazgeçemem, ikincisi de edebiyat gerçek hayatın ilmekleriyle örülen bir halıdır.
Bu arada Luis Garcia Montero gibi bir şairle evlisiniz. Onunla birlikte yaşamak sizi nasıl etkiliyor? Herhalde gününüzün her dakikası aşk sözcükleriyle geçiyordur.
Hayır, hayır. İnanın buna katlanamazdım, bu kesinlikle dehşet verici olurdu. Öte yandan başka bir yazarla evli olmak çok sürükleyici ve verimli, hele bir de sizin çeşitli ruh hallerinizi anlayıp kriz dönemlerinde yardımcı olduğunda... Aynı alanda çalıştığınız için özel bir arkadaşınız haline de geliyor.
Peki aranızda rekabet oluyor mu?
Olmuyor çünkü şiir ve roman her anlamda, hatta başarı anlamında da değişik değerlendirme yöntemleri olan iki farklı dal.
O zaman aranızda bir uyum sağladınız?
Kimi noktalarda evet, çünkü her ne kadar öyle görünmese de bu meslek çok risk taşıyor, biz yazarlar çok çabuk incinebilen ve güvensiz insanlarız, şansımız yaver giderse kibirliyiz ama gitmediği takdirde boşluğa düşeriz. Egosu çok güçlü insanlarız, belki de bu yazabilmek için kaçınılmaz; tüm bunlardan dolayı Luis ve ben çok iyi anlaşabildiğimiz ve birbirimizin sinirli ve keyifli zamanlarını anlayabildiğimiz için çok şanslıyız.
Çok sert bir duruşunuz var, sanki bütün dünyayı alt edecekmişsiniz gibi...
Sesim berbat, topuklularla boyum 1.80, geniş omuzluyum, saç ve gözlerim de kapkara, baskın, güçlü bir İspanyol kadını görüntüm var ama bunun gerçekle hiç alakası yok. Çok çabuk kırılıyorum ama kişilikli bir insan olduğum çok doğru. Kurnazlar hiç ilgimi çekmez, dik kafalı, inatçı, irade gücü olan birisiyim fakat bir yandan da çok narinimdir. Kişiliğim aslında fiziksel görüntümden anlaşılandan daha farklıdır.
Halen İspanya’da yaşıyorsunuz ve orada oldukça yoğun bir yaşamınız var. Romanlar yazıyor, konferanslar veriyorsunuz, bütün bunlara nasıl yetişebiliyorzunuz?
Mükemmeliyetçilikten uzak durmak sayesinde... Bir şeyin üzerine başka şeyler koymaya, işime ve çocuklarıma karşı talepkar olmaya gayret ediyorum ve eve yorgun geldiğim zamanlarda bir yumurta ve bir çorbayla yetinmesini biliyorum. Annelerimiz ve kocalarımız kadar çalışkan olunamayacağı konusundaki fikirlerim artık çok net.
Erotik edebiyat ödülü aldı
Lulu, yayınlandığı her ülkede büyük sansasyon yarattı. Dünyada 1.5 milyon satan kitap, 21 dile çevrildi. Norveç’ten Güney Kore’ye, Çin’den Brezilya’ya, Amerika’dan Yeni Zelanda’ya kadar
27 ülkede yayınlandı.
Ve Le Sonrisa Vertical Erotik Edebiyat Ödülü’nü kazandı.
Melissa P.’nin, Grandes’ten erotik izler taşıyan “Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi” adlı ilk romanı tüm dünyada yaklaşık 2 milyon sattı. 30 dilde 41 ülkede yayımlandı. Melissa P. bu kitapla büyük başarı yakaladı.
Lulu: Yalnızlığa yenilmeyen bir kadının hikayesi
Lulu, küçük yaşlarda cinselliği yaşadı. Aşk ve cinsellikle aynı anda tanışan şanslı kadınlardandı. Sonrasında da hayatını bu iki tutku belirledi: Aşk ve cinsellik. Onun arkadaşı olamazsınız, ancak en mahrem sırdaşı olabilirsiniz. Yenilgilerini yalnız yaşayan, ama yalnızlığına yenilmeyen bir kadın; Lulu. Hem küçük bir kadın hem de yetişkin bir kız. Her yaşında. Onun için önce yaşamak, sonra düşünmek geliyor. Ya sizin için? Endişelerinizi, yargılarınızı bir kenara bırakın ve Lulu’nun hayatına şahitlik edin.
|
|